SON DAKİKA

Kanal 7 Haber
covid-19

ENGELLİ ÇOCUĞA SAHİP AİLELERİN YAŞADIĞI EVRELER VE AİLELERE ÖNERİLER

ENGELLİ ÇOCUĞA SAHİP AİLELERİN YAŞADIĞI EVRELER VE AİLELERE ÖNERİLER
Bu haber 01 Temmuz 2019 - 17:04 'de eklendi. 146.818 kez görüntülendi.

ABDULLAH YİĞİT-İSTANBUL
Sosyolog Batuhan CEVAHİROĞLU bu haftaki yazısında Engeli bir çocuğa sahip ailelerin yaşadığı evreleri ele alarak ailelere bazı önerilerde bulundu.

“Engelli olma ve engelli bir çocuğa ( bireye) sahip olmak bir tercih değildir. Engellilik doğuştan veya sonradan ya da doğum esnasında kendini gösterebilmektedir. Doğuştan engelli olma sebeplerini şöyle sıralayabiliriz; genetik sebepler kan uyuşmazlığı, akraba evliliği, annenin madde bağımlısı olması veya sigara alkol tüketmesi, hamilelik esnasında yaşanan stres ve travma durumları vs. çoğaltabiliriz. Doğum esnasında yaşanan olumsuzluklardan kaynaklanan sıkıntılarda kalıcı hasar bırakıp bebeğin ileriki yaşamına engelli bir birey olarak devam etmesine sebep olabilmektedir. Doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması, doğumun gerekli koşullarda gerçekleşmemesi gibi sebepleri olabilmektedir. Doğum öncesinde ve sonrasında gerekli kontrollerin yapılması ve gerekli önlemlerin alınması gereklidir.
Ailelerle görüştüğümüzde engelli bir bireye sahip olmanın nasıl bir duygu olduğunu sorduğumuzda genelde verilen cevaplar ortak bir paydada buluşmaktadır. “ evet, çok zor ama Allah’ın bir lütfu böyle uygun görmüş bizde öbür dünyada bunun karşılığını alacağız inşallah. Bende isterdim çocuğum parkta oynasın üstünü kirletsin ama takdir buysa kabul etmekten başka elden bir şey gelmiyor. Yaşayana zor!’’ Aileler bu kabul sürecinde oldukça zor günler geçirmektedirler. İnkâr edip kabul etmeyerek aile bu zorlu süreçleri yaşamaya başlamaktadır. Ailenin şok olması aslına bakılırsa yaşanan hayal kırıklığından kaynaklanmaktadır. Mükemmel bir çocuk hayal edildiği ve çocuğun üzerinden hayaller kurulduğu için şokla beraber inkâr tepkisini de gösterirler. Durumu kabullenmek istemeyip ortada bir yanlışlık olduğunu yanlışı sağlık görevlilerinin yaptığını bile düşünebilirler. Ve bu ruh hali ile istenmeyen tepkiler ortaya çıkabilir. Genel bir depresyon durumu yaşanmaktadır. Aile karmaşık duygular yaşayıp hem engelli çocuğa (bireye) sevgisini gösterip aynı zamanda ona kızabilmektedir. Çünkü aile maddi – manevi yıpranmaktadır. Bu duygu karışımı da buradan kaynaklanmaktadır. Aile bu süreçlerde suçluluk duyup kendilerini ya da eşlerini suçlamaktadırlar. Eşler birbirine şu cümleleri kullanabilirler : “ Hamilelik sürecinde yeterli beslenmedin, çok gergin ve stresliydin, çok fazla sigara ve alkol kullandın, ben geçmişte çok günah işledim bunun karşılığında böyle oldu” vs. gibi cümleler sarf edebilirler. Suçlulukla beraber kızgınlık ta kendisini ortaya çıkarmaktadır. Suçlamaları başka faktörlere yöneltip teşhisi doğru koyamadı diye doktoru suçlamalar, çocuğun eğitiminde ilerleme göremeyince öğretmeni suçlama gibi eğilimlerde bulunabilirler. Aile bir süre sonra yaşamlarındaki gerçeği kabul edip uyum sağlamaya çalışmaktadır. Bu esnada aile pazarlık sürecine başvurmaya başlar. Bu süreçte verilen tepkiler şu şekilde olabilmektedir : “ Eğer çocuğum iyileşirse karşılığında okul, yurt yaptıracağım, Çocuğum konuşmaya başlasın kurban keseceğim yahut durumu olmayan öğrencilere burs vereceğim vs.” diyerek aile amaçlarına ulaşma durumunda yapacaklarını belirlemekte, dileklerinin gerçekleşmesi umudunu koruyarak planlar yapmaktadır. Umutlarını diri tutabilmek adına ailenin yapmış olduğu bir çözüm arayışı olarak karşımıza çıkmaktadır. Her engelli ailenin yaşadığı sıkıntılar benzerlik gösterdiği gibi farklılık ta gösterebilmektedir. Her ailenin kabul ve uyum süreci farklılık gösterebilmektedir. Bazı aileler engelli çocuğunun varlığını daha kolay kabullenebilirken bazı aileler ise daha zor kabullenmektedirler. Bu noktada her bireyin farklı yapıya sahip olduğu gibi her ailenin de farklı yapıya sahip olduğunu görebilmekteyiz.

Engelli aileler kabul sürecinde birçok sıkıntı yaşamaktadırlar. Dediğimiz gibi her ailenin engelliliği kabullenişi ve kabulleniş süreci farklılık göstermektedir. Ailelerin hayatını kolaylaştırmak adına bazı öneriler de bulunmanın faydalı olabileceği düşüncesindeyim;

 Engelli çocuğu (bireyi) kabullenmek gerekir. Uyum sağlamak engelli bireyle yaşamı kolaylaştırmaktadır.

 Erken teşhis büyük önem taşımaktadır. Çocuk olduğunda ya da sonradan bir durum olduğunda üzerine gidilmeli ve gerekli sağlık araştırmalarıyla teşhisi hızlandırılmalıdır.
 Ebeveynler engel türü hakkında bilgi edinip yapılması gerekenleri takip etmelidir. Her engel türünün farklı yaklaşım şekli olduğu için en doğru yaklaşım şekli öğrenilip yapılması gerekenler yapılmalıdır.
 Engelli çocuk (birey) kısıtlanmamalıdır. Engelli bireyin engel türüne göre yapacağı hareketler ve davranışlar bilinmektedir. Bunlar kısıtlandığı takdirde bireyin hareketlerinde ilerleme yerine gerileme olabilmektedir.
 Ailenin beklentileri gözden geçirilmelidir. Engel türüne ve engelli bireyin rahatsızlığına göre beklentilerimizi belirlemeliyiz. Fiziksel engelli bir bireyin bir bardak suyu kendi başına içebilmesi zor olabilmektedir. Aile bu durumun olmasını isteyip daha sonra olmadığında hayal kırıklığı yaşamaktadır. Bu yüzden hem gerçekçi olmak lazım hem de bireyimizi kısıtlamamamız lazım.
 Engellimizin özgüveni desteklenmelidir.
 Engellimizin başarıyı tatması sağlanmalıdır. Yapabileceği görevler ve ödevler verilmeli bunun sonucunda başarı duygusunu, ben yapabiliyorum duygusunu tatmalıdır.
 Ebeveynler tutarlı davranmalıdır. Anne- baba engelli bireye aynı doğrultuda hareket ettiği takdirde bireyimizin de karmaşaya düşmesini önleriz. Bir konu hakkında karar alınacaksa bu karar ortak bir karar olmalı ki gelişimini olumsuz etkileyen bir durum haline dönüşmesin.
 Ebeveynler aşırı korumacı yaklaştığında bireyin özgüvenini zedelemiş oluyorlar aslında. Evet, engelli bireye gösterilen ilgi ve harcanılan zaman çok çok fazladır. Lakin aşırı koruma durumu olduğunda özgürlüğünü kısıtlamış oluyoruz. Ebeveynler genelde suçluluk hissettiği için her şeyin aşırısını göstermek durumunda kalıyor. Örneğin; istediği her şeyi almaya çalışıyorlar gibi. Gerekli görüldüğü takdirde ödül ve ceza yöntemi de uygulanmalıdır.
Ailelerin yorulma ve yıpranmalarına çok fazla izin verilmeden ailelere ulaşmak büyük önem taşır. Aileler genelde çocuklarını bırakıp başka bir yere gidemedikleri için ailelerin evlerine giderek rehberlik ve danışmanlık hizmetlerini götürmenin yararı azımsanmayacak kadar büyüktür. Onları hatırladığımızı ve önemsediğimizi iletilmektir önemli olan.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA